Türkiye’deki Arkeolojik Keşifler

Türkiye’deki Arkeolojik Keşifler

Türkiye’de yer alan Anadolu toprakları, çok eski zamanlardan beri insanlığın ilk yerleştiği yerlerden birisi olmasıyla pek çok uygarlığa ev sahipliği yapıyor. Ülkenin her yanında bundan dolayı tarihi eserlere rastlanıyor. İşte Türkiye’de bulunduğuna inanamayacağınız arkeolojik keşifler…

2.500 yıl Önceye Ait Dil

Diyarbakır il sınırları içinde bulunan Ziyarettepe arkeolojik kazı alanında 7 yıl önce çıkarılan kil tablette, 2.500 yıl önceye ait günümüzde kullanılmayan unutulmuş bir dil olduğu tahmin ediliyor. Ziyarettepe höyüğündeki kazı çalışmaları sırasında çıkarılan kil tablet üzerindeki çalışmalar 7 yıldır devam ediyor. Tabletin üzerinde Asurlulara ait alfabeyle yazılmış atmış kadın ismi bulunuyor.

Kral Heykeli

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Demirköprü köyü yakınlarında bulunan Tell Tayinat höyüğünde Toronto Üniversitesi’nden Prof.Dr. Timothy Harrison başkanlığındaki sekiz ülkeden 47 kişilik ekibin çalışmasıyla Hitit dönemine ait kral heykeli bulunmuştur. Hitit kralı II. Suppiluliuma’ya ait olduğu anlaşılan heykelin bir elinde mızrak diğer elinde ise başak figürü yer alıyor. Arka kısmında ise Suppiluliuma ismi bulunan ve bazalt taşından yapılan eser, bir buçuk metre yüksekliğinin yanında bir buçuk ton ağırlığıyla dikkat çekiyor. Heykelin en büyük özelliği ise gözlerinin özel taştan siyah beyaz olarak yapılması ve sonradan heykele yerleştirilmiş olmasıdır.

Güneş Saati

Burdur'un Ağlasun ilçesinde "aşkların ve imparatorların şehri" olarak bilinen Sagalassos antik şehrinde ortaya çıkarılan aslan ayağı üzerine monte edilen güneş saati yaklaşık 1800 yıl öncesine dayanıyor. Sadece gündüz vakitlerini gösterebilen güneş saati, M.Ö ikinci yüzyıldan beri insanlara zamanı gösteriyor.

Eros Mozaiği

Adana’nın Yumurtalık ilçesinde yapılan kazı çalışmalarında arka kısmı balık kuyruğu olan, at üstünde balık avlayan Eros figürü tasvir edilmiş mozaik bulunuyor. Yunan mitolojisinden Hippo Kampos adı verilen yarısı balık yarısı at olan hayvanın üzerine balık avlayan Eros mozaiğinin dünyada bir benzerinin olmadığı tahmin ediliyor.

Zeus Sunağı

İlk çağın en büyük heykeltıraşlık şaheserlerinden biri olarak nitelenen ve Bergama Kralı tarafından Galatlarla yapılan savaşın kazanılmasının ardından kurtarıcı Zeus’a bir şükran ifadesi olarak yapılan sunak, Alman mühendis Carl Human tarafından Bergama akropolünde izinsiz araştırma ve kazı yaparak parça parça sökülerek deniz yoluyla Almanya’ya kaçırılıyor. Daha sonra monte edilen tarihi eser, halen Berlin Bergama Müzesinde sergileniyor.

Troya Eserleri

Tarihin en önemli arkeolojik buluntuları arasında sıralanan Troya eserleri, Çanakkale’de yer alan antik kentte 1873 yılında Alman amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından bulunarak kaçırılıyor. M.Ö 2300-2800 yılları arasına ait tarihi hazinelerin bir bölümünün Berlin’de, bir kısmının ise Rusya’da yer alan Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi ile Saint Petersburg’daki Hermitage müzesinde bulunuyor.

Herakles Heykeli

Mitolojide hiçbir silahın işlemediği aslanı boğarak öldüren Herakles’i anlatan iki parça halindeki eserin alt bölümü, Perge antik kentinde 1980 yılında yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarıldı. Kaçak yollarla yurt dışına çıkarıldığı belirlenen heykelin üst kısmı ise 1990 yılında New York Metropolitan Güzel Sanatlar Müzesinde sergilendiği tespit edilmesi üzerine Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dış İşleri Bakanlığı girişimlerde bulunarak 20 yıl süren görüşmeler sonucunda heykelin üst kısmı da ait olduğu topraklara getiriliyor.

Eros Başı

Dünyadaki örneklerinin en iyilerinden biri olduğu vurgulanan Eros Başı, İÖ 3. yüzyıla ait olan Sidamara Lahdi’nden sökülerek 1883’te Londra’ya kaçırılıyor. 25 tonluk Lahit, 1883’te İngiliz arkeolog Charles Wilson tarafından Konya Ereğlisi’ndeki Sidamara antik kentinde bulunuyor. Wilson, sonradan yeniden çıkarmak üzere gömülü bırakmış, daha kolay taşınabildiği için, belki de kırılmış olan Eros Başı’nı yanında götürüyor. Sidamara Lahdi 1898 yılında yeniden ortaya çıkarılarak, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Victoria & Albert Müzesi’yle anlaşmaya varılabilirse, Eros Başı ait olduğu Sidamara Lahdi’yle yeniden birleştirilecek.

İhtiyar Balıkçı

İhtiyar balıkçı heykelinin baş tarafı 1989 Aydın-Geyre yakınlarında Prof. Dr. Kenan Erim başkanlığında yürütülen kazılarda bulunuyor. Bu eser Roma dönemine ait yapısıyla dikkat çekerken, heykelin gövde kısmının 1904 yılında Fransız Arkeolog Paul Gaudin tarafından yürütülen kazılar esnasında bulunduğu ve yurt dışına kaçırıldığı anlaşılıyor. Gövde kısmı, Almanya’nın Berlin şehrinde bulunan ve Türkiye’den kaçırılan eserler ile dolu olan Pergamon Müzesine satılan İhtiyar Balıkçı heykelinin kafa ve bacakları halen Geyre’deki Afrodisias Müzesinde sergileniyor.

Urartu Kalesi

Bitlis’in Adilcevaz ilçesindeki Van Gölü’nde yapılan araştırmalar sırasında gölün derinliklerinde Urartulara ait olduğu düşünülen 3000 yılık kale kalıntısı keşfediliyor. Kalenin yapımında kullanılan kesme taşlar ve aslan figürünün tasvir edildiği taş bulunması kalenin Urartular tarafından yapıldığı ihtimalini güçlendiriyor. Van Gölü’nün yapısı itibariyle sodalı olmasıyla yapı, surları ve burçlarıyla binlerce yıl boyunca hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmayı başarıyor.

Göbeklitepe Kazıları

Şanlurfa’da yer alan 11.000 yıllık tapınak Göbeklitepe’de yapılan kazı çalışması sırasında parçalanmış halde binlerce insan kemiği bulunuyor. Bunların arasında üzerinde kısıtlı yapılmış oluk izleri, delikler ve aşı boyası olan kafatası parçaları da çıkarılıyor. Yapılan incelemeler, önce derilerinin yüzüldüğü, üzerindeki etlerin çıkarıldığı ve kafatası kemiklerine çakmaktaşıyla oyuklar açıldığını gösteriyor. Kasların kemiklere bağlandıkları yerde kemikler üzerinde kazıma kaynaklı çok sayıda çiziklerin kafatasında bulunan etin kemiklerden ayrılmasının çok kolay bir iş olmadığını belli ediyor. Göbeklitepe’de bulunan kafatası parçaları dünyada bilenen en eski oyulmuş kafatasları olma özelliğini taşıyor.

Dev Kadın Heykeli



Hatay’da, Suriye sınırına yakın bir bölgede yapılan kazı çalışmasında özenle işlenmiş baş ve üst gövde gibi kadın heykelinin parçaları ortaya çıkarılıyor. Heykelin yüz ve göğüs kısımları tahrip edilmiş gözükse de kalıntılar büyük ölçüde bozulmadan günümüze kadar ulaşıyor. Hitit kralı II. Suppiluliuma’nın eşine ait olduğu düşünülen bazalttan yapılmış olan heykelin korunan kısmının, 1,1 metre uzunluğunda ve 70 cm genişliğinde olması, heykelin tamamının 4-5 metre uzunluğunda olduğuna dair bilgi veriyor. Heykelin alt kısmını bulmak için çalışmalar devam ediyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve arkeolojik açıdan oldukça zengin olan Türkiye’nin en iyi 10 arkeolojik yapısı arasında Göbekli Tepe (Şanlıurfa), Troya (Çanakkale), Çatalhöyük (Konya), Hattuşaş (Çorum), Sagalassos (Burdur), Hasankeyf (Batman), Bergama (İzmir), Zeugma (Gaziantep), Efes (İzmir), Anavarza (Adana) antik kentleri öne çıkıyor.


  • Devlet Garantili Projeler
  • Hukuk ve Yatırım Danışmanlığı
  • Kişiselleştirilmiş Yatırım Çözümleri
  • Satış Sonrası Yüksek Hizmet Kalitesi
  • Yatırımcılara Özel Paket Programlar
  • 3 ay içerisinde Türk Pasaportu
1