İstanbul\'un Tarihi Kiliseleri

İstanbul\'un Tarihi Kiliseleri

İstanbul dünya tarihi boyunca çok önemli bir kent olmuştur. Coğrafi konumunun önemi sebebiyle büyük imparatorluklara başkentlik yapan şehrin yakın zamana kadar tarihi 2500 yıl öncesine dayandırılırken, Yenikapı kazılarında ulaşılan kalıntılar İstanbul’un 8000 yıllık bir tarihi olduğunu gösteriyor. Bu uzun tarih, boyunca çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapan şehir, günümüzde ağırlıklı olarak Müslüman nüfus barındırıyor olsa da huzur içinde yan yana yaşayan çeşitli inanç gruplarını ve dini yapıları barındırıyor. İşte İstanbul'u özel bir şehir yapan kültürel hazinelerinden olan tarihi kiliseler…

Tarihi Bizans Kiliseleri

İstanbul’da Bizans Dönemi'nde kilise olan birçok yapı bulunuyor, şehir fethedildikten sonra bir kısmı camiye çevrilen bu yapılar günümüzde çeşitli şekillerde varlığını sürdürüyor. Tarihi Yarımada içerisinde olup halen kullanılmakta olan Bizans kilise yapılarından büyük çoğunluğu Haliç’in yamaçlarında Edirnekapı’dan Laleli’ye uzanan bir hat üzerinde bulunuyor. Bunların dışında Vatan ve Millet Caddeleri üzerinde, Kocamustafapaşa’da ve Sarayburnu’nda tekil örnekler yer alıyor.

Ayasofya Kilisesi (Ayasofya Müzesi):

İstanbul’un, muhteşem anıtlarından biri olan Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra mimarisi ve süslemeleri ile yüzyıllar boyunca tüm dünyanın ilgisini çekmiştir. Bizans döneminde de Ayasofya, İmparatorun özel mabedi olarak görülerek önemli törenler burada yapılıyordu. Osmanlı padişahları da fethin bir sembolü olarak gördükleri Ayasofya’yı saraya yakın en büyük cami olmasından dolayı “Saray Camii” olarak görmüşlerdir. Fatih, Ayasofya’yı camiye çevirdikten sonra binanın şeklini bozmamış, içindeki resimleri badana ile örttürmüştür. Ayasofya, 1935 yılından itibaren müze olarak kullanılıyor.

Ayia İrene Kilisesi (Aya İrini Müzesi):

Sultanahmet Meydanı’nda Topkapı Sarayı dış avlusunda bulunuyor. 1464 yılında Topkapı Sarayı’nın yapımı esnasında saraya dâhil edilen kilise, önceleri sarayda görevli Hristiyanlar tarafından kullanılıyordu. Türkiye’deki ilk müze çalışmaları Ayia İrene Kilisesi’nde başlatılarak Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli yerlerinden gönderilen eserler “Eski Silahlar Koleksiyonu” ve “Eski Eserler Koleksiyonu” isimleri altında iki ayrı bölüm olarak burada toplanmıştır. 1939 yılında Ayasofya Müzesi’ne dâhil edilen Ayia İrene Kilisesi günümüzde konser ve gösteri merkezi olarak kullanılmaktadır. Özellikle akustiği nedeniyle klasik müzik konserlerine ev sahipliği yapmaktadır. 

Khora Manastırı Kilisesi (Kariye Müzesi):

Edirnekapı Semti’nde Kariye-i Atik Mahallesi Kariye Camii Sokak’ta bulunmaktadır 16.yy başında Hadım Atik Ali Paşa tarafından camiye çevrilen 1948 yılı itibarıyla Ayasofya Müzesi’nin yönetimine dâhil edilen yapı günümüzde de müze olarak hizmet vermektedir. Khora Manastırı Kilisesi (Kariye Müzesi) 2013 yılından itibaren çeşitli restorasyonlar geçirmektedir. Kariye Müzesi’ndeki mozaikler Bizans Sanatının nadide örneklerini oluşturuyor.

Meryem Ana Kilisesi (Panayia Muhliotissa Kilisesi):

Meryem Ana Kilisesi (Panayia Muhliotissa Kilisesi) Fener semtinde, Tevkii Cafer Mahallesinde küçük bir avlu içerisinde bulunuyor. Moğol Kilisesi adıyla da bilinen Meryem Ana Kilisesi, Fatih Sultan Mehmet’in ve sonraki padişahların fermanları ile statüsü bugüne kadar korunmuş olup, İstanbul’da Bizans döneminde inşa edilen ve günümüzde ibadete açık olan tek kilisedir.

Tarihi Ermeni Kiliseleri

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldıktan sonra, şehri dini bir merkez haline getirmek için Rum, Ermeni ve Yahudi dini liderlerinin İstanbul’a yerleşmelerini sağlamıştır. Samatya ve Kumkapı bu sebeple İstanbul’daki Ermeni nüfusun özellikle yoğunlaştığı semtler olmuştur İstanbul’daki Ermeni kiliseleri, Anadolu kiliselerinden farklı şekilde gelişmiştir. Anadolu’daki Ermeni kiliselerinin büyük çoğunluğu haçvari veya merkezi planlıdır. İstanbul Ermeni Kiliseleri kendi içlerinde mezheplerine göre mimari açıdan bazı farklılıklar gösterse de genelde T plan tipinde inşa edilmişlerdir.

Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi:

İstanbul’daki bilinen en eski Ermeni kilisesi olan Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi aynı zamanda İstanbul’daki kiliseler arasında geleneksel Ermeni mimari tarzında inşa edilmiş tek kilise binası olarak da biliniyor. Bizans'ın son döneminde ve İstanbul'un fethinden sonra, Fatih'in emri ile Ermeni Patrikliğinin Samatya'daki manastırlar kurulana kadar Anadolu'dan İstanbul'a göç eden Ermenilerin hem dinsel hem de sosyo-kültürel bağlamda başlıca merkezi olmuş, bu özelliğini yüzyıllarca korumuştur.

Surp Vorvots Vorodman Kilisesi:

Şimşeğin Çocukları" anlamına gelen kilise aslında bir Bizans kilisesi olup, İstanbul'un fethinden sonra Ermeni topluluğunca kullanılmaya başlanmıştır. 100 yıldır kullanılmayan İstanbul’un en büyük kilisesi olan Vortvots Vorodman Ermeni Kilisesi restore edilerek yakın zamanda yeniden açılmıştır. 2010 İstanbul Kültür Başkenti Projesi kapsamında restore edilen kilise, ibadethane özelliği korunarak kültür merkezi işlevi görecek şekilde belirli günlerde dini kimliğiyle hizmet verirken belirli günlerde ise tiyatro, konser gibi sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapabilecek. Kilisenin kazanacağı yeni işlev ile İstanbul'da Aya İrini'ye alternatif bir etkinlik alanı olması öngörülüyor.

Tarihi Katolik Kiliseleri

Saint Antoine Kilisesi:

İstiklal Caddesinde bulunan kilisenin cemaati İstanbul’da çeşitli nedenlerle ikamet eden İtalyan, Fransız, İspanyol vb. ülke vatandaşlarıyla yerli Süryani, Ermeni ve Katoliklerden oluşmaktadır. Kiliseye başta Katolik olmak üzere birçok Hristiyan turist gerek ibadet gerek ziyaret için uğramaktadır. Ayrıca kilise Beyoğlu İstiklal Caddesindeki yoğunluktan da etkilenip pek çok ziyaretçiyi kendine çekiyor. Saint Antoine Kilisesinde 6`şar katlı ve birbirlerine bir geçitle bağlanan 2 adet apartman, kiliseye gelir getirmesi için inşa edilmiştir. Bunlar St. Antoine Apartmanları`dır ve İstiklâl Caddesi`nin ilk betonarme yapılarındandırlar. İstanbul içinde neogotik mimari üslup detaylarının en iyi gözlemlenebildiği dinsel yapı olma özelliğini de taşıyor.

Saint Esprit Basilik Katedrali:

Harbiye’de İstanbul’daki Latin cemaatinin en önemli yapısı olan Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’nin avlusunda yer alıyor. Aynı avluda Papa XV. Benedictus’a adanmış bir anıt da yükseliyor. 19’uncu yüzyıl ortalarında barok üslubuna yakın özellikler gösterir şekilde inşa edilmiş olan Saint Esprit Basilik Katedrali, İstanbul’daki Latin Katolik Piskoposluk merkezi katedralidir. Bu niteliğiyle Türkiye’yi ziyaret eden papaların uğrak yeri ve ayin yönettiği kilise olma özelliğiyle diğer Katolik kiliseler arasında öne çıkıyor. 'Kutsal Ruh Katedrali' olarak da bilinen Kilise, tipik barok tarzda inşa edilmiştir

Bir Bulgar Kilisesi: Demir Kilise



Haliç'in kıyısında monte edilerek yapılan Balat'taki Demir Kilise (Sveti Stefan Kilisesi)  tamamen demirden oluşuyor. Kilisenin yeri denize çok yakın olduğu için, aşınmaya karşı beton yerine demir tercih ediliyor. 500 ton ağırlığında olan kilisenin parçalar Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden İstanbul’a getiriliyor.  Kilise 1898'de açıldığında dünyadaki 3 demir kiliseden biriydi. Arjantin, Avusturya ve Türkiye'de bulunan demir kiliselerden Arjantin ve Avusturya'dakiler zaman içinde yok olurken, sadece Balat'taki demir kilise ayakta kalabilmiştir. 


  • Devlet Garantili Projeler
  • Hukuk ve Yatırım Danışmanlığı
  • Kişiselleştirilmiş Yatırım Çözümleri
  • Satış Sonrası Yüksek Hizmet Kalitesi
  • Yatırımcılara Özel Paket Programlar
  • 3 ay içerisinde Türk Pasaportu
1