Türkiye İle İlgili Okumanız Gereken Kitaplar

Türkiye İle İlgili Okumanız Gereken Kitaplar

Türkiye İle İlgili Okumanız Gereken Kitaplar

Türkiye, Antik Yunandan Romalılara, Bizans'tan Osmanlı İmparatorluğuna kadar köklü medeniyetlere ev sahipliği yapıyor. Zengin tarihi ve kültürüyle Türkiye, deniz, plaj ve güneşten daha fazlasını vadediyor. Türkiye’nin hikâyesi çok uluslu, çok inançlı üç kıtaya yayılan Osmanlı imparatorluğunun enkazından Atatürk’ün 1923’te Cumhuriyeti ilanıyla başlıyor. Atatürk yeni cumhuriyeti kurarken “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak” hedefini koyuyor günümüzün Türkiye’si de bu yolda hızla ilerliyor. Türkiye’yi tanımak için sadece gezmek değil okumak, temel genel kültür bilgisine sahip olmak gerekiyor. İşte Türkiye’yi daha iyi tanımak için okunması gereken kitaplar…

1. Orhan Pamuk’un “Kar” Romanı

Orhan Pamuk’un Kar romanı, Türkiye'nin küçük bir modelini yaratarak ülke tarihinde olan gelişmeleri bir tiyatro havasıyla yeniden canlandırıyor. Romanın geçtiği Kars şehri ise bir Türkiye örneklemi oluşturuyor. Pamuk, Kars üzerinden ülkenin 1990’lı yıllarının siyasi ve idari durumunu ele alıyor. Buna göre şehir ülkenin yaşadığı bütün problemleri yaşıyor. Özellikle de Doğu-Batı arasında yer alan Türkiye’nin kimlik arayışı konu ediniliyor. Kars baylar boyunca devamlı kar yağması nedeniyle Türkiye’nin geri kalanından kopuyor. Yazara göre Türkiye de benzer şekilde zaman zaman iç sorunlarına gömülerek dünyadan kopuyor. Kar romanı yayınlandığı 2002 yılında, ABD’nin The New York Times gazetesi tarafından yılın en iyi beş romanından biri olarak gösteriliyor. Pamuk, 2006 yılında İsveç’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü alarak bu ödülü kazanan ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayılıyor.

2. Yaşar Kemal’in “İnce Memed” Romanı

Yaşar Kemal’in 1920-1930lu yıllarda geçen İnce Memed romanı toplumcu gerçekçi edebiyatın bir meyvesi saylıyor. Yazar Çukurova ve Toroslar üzerinden Anadolu’nun birçok bölgesini okuyucusuna, en ince ayrıntısına kadar resmediyor. Anadolu’nun köy yaşamında ezen-ezilen, ağa-köylü çatışmasının net bir şekilde görüldüğü İnce Memed romanında toplumsal çatışmanın sebebi ortaya konuluyor. İnce Memed yaşanan başkaldırı, güçsüzlerin güçlüye karşı çektiği acılar sonucunda yaşanan sıkıntıların bir sembolü sayılıyor. Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed romanı dört bölümden oluşuyor. Pek çok eleştirmen tarafından halkın portresini yansıtması ve detay zenginliği ile Rus edebiyatının kalitesine ulaştığı övgüsünü alıyor.

3. Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” Oyunu

Haldun Taner, Türk tiyatrosunu evrensel boyutlara ulaştırmış bir usta olarak biliniyor. Keşanlı Ali Destanı oyunu epik tiyatroyu ilk defa uygulayan Türkiye’nin ilk yerli ve müzikli oyunu olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda Türk tiyatrosunun ortaoyunu, meddah, Karagöz seyirlik oyunları ve tuluattan aldığı öğeleri çağdaş bir anlayış içinde kaynaştırarak kullanıyor. Oyun 1960’lar Türkiye’sini tarım makinelerinin gelişiyle açıkta kalan topraksız köylülerin kentlere aktığı ancak endüstri gelişmediği için gecekonduların oluştuğu dönemde geçiyor. Yazar gecekondu halkının sosyal seviyesini, sınıf farklılıklarını, devlet dairelerindeki bürokrasi ve rüşvet olaylarını ele alıyor. Sahnelendiği zaman aylarca kapalı gişe oynayan oyun, pek çok dile çevrilerek başka ülkelerde sahnelenirken televizyon ve sinemaya da aktarılıyor.

4. Halil İnalcık’ın “Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)” Tarih Kitabı

“Tarihçilerin Kutbu” olarak bilinen ünlü Türk tarihçisi Halil İnalcık tarafından yazılıyor. 1973 yılında İngilizce olarak "The Ottoman Empire The Classical Age 1300-1600" kitabı Londra'da yayınlanıyor. Pek çok Osmanlı tarihçisinin başucu kitabı olan bu eser, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1300-1600 yılları klasik dönem kurumlarını konu ediniyor. Eser Sırpça, Yunanca, Romence, Arnavutça, Arapça ve Ukrayna gibi pek çok dile çevriliyor. Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir sınır beyliğiyken İslam dünyasının en güçlü devletine dönüşmesini inceliyor. Bu bağlamda yönetim sistemi ve karar alma mekanizmalarını, ekonomik ve toplumsal yaşam ile dini ve kültürel hayatı ele alıyor.

5. Orhan Pamuk’un “İstanbul – Hatıralar ve Şehir” Anı Kitabı

Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2003 yılında yayınlanan İstanbul – Hatıralar ve Şehir kitabında İstanbul’un yakın geçmişini betimliyor. Şehrin 1950’li yıllardan günümüze tarihiyle Pamuk’un otobiyografisi iç içe aktarılıyor. İstanbul’un geçirdiği değişimler tarihi yapıları, kentleşme, yollar, köprüler, apartmanlaşma yazarın gözünden anlatılıyor. Pamuk’a göre 19. yüzyılın kozmopolit İmparatorluk başkenti İstanbul bir asır içerisinde yeni kimliğine bürünüyor. Yazar, şehri yürüyerek dolaşıyor çünkü yürüme eğilimi, şehri dolaşmak, sokaklarda gezinmek, şehrin içinde düşünmenin, geçmişi hissetmenin bir yolu kabul ediliyor. “İstanbul – Hatıralar ve Şehir” kitabında Ara Güler’in objektifinden fotoğraflara yer veriliyor.

6. Orhan Veli Kanık’ın Şiirleri

Orhan Veli Kanık şiirleri konuşma dilinin doğallığını, sokak Türkçesini ve hatta halk argosunu eserlerine taşımış olmasıyla önem taşıyor. Yalın bir dil kullanan Orhan Veli, sadece durum tespiti yapıp herhangi bir ideolojiyi savunmamasıyla biliniyor. Belirli kişileri hedef almak yerine ilk kez bir şair olarak kendisine iç dünyasına yönelerek adından söz ettiriyor. Sosyal konulara eğilirken de toplumu için mücadele eden bir kahramanlar yaratmak yerine sıradan insanın dertlerini konu ediniyor. Orhan Veli şiirleri Türkçe’nin söyleyiş zenginliğini göstermesi ironi ve parodi tekniklerini kullanması yönleriyle de önem taşıyor.  En popüler şiirleri: “Anlatamıyorum” “İstanbulu Dinliyorum” “Kitabe-i Seng-i Mezar” “Beni Bu Havalar Mahvetti”

7. Nazım Hikmet Şiirleri

Nazım Hikmet en meşhur Türk şairlerden biri sayılıyor. Nazım Hikmet’e göre insanın daha iyi bir dünyada yaşaması için, sanatçının sorumluluğu bulunuyor. Sanatçıya dünyadaki düzenin değişmesinde öncü rolü düşüyor. İnsanların ezilmesine, güçlü olanın zayıf olanı kullanmasına, yaşanan sefalete, cehalete böylece son verilebileceğine inanıyor. Eserlerinde iyi-kötü, ezen-ezilen, yöneten-yönetilen, kır-kent çatışması üzerinde duruyor. Şiirlerinde mücadelesi, aşkları, hapishaneler, yolculuklar, oğlu, Türkiye’nin önemli siyasi süreçleri içindeki olayları konu ediniyor. Güzel günlerin geleceğine inancı tam olan Nazım Hikmet, gelecekte, sınıf ayrımının olmadığı toplum yapısının gerçekleşeceğine inanıyor. Şairin en belli başlı şiirleri: “Memleketimden İnsan Manzaraları” “Kuvayi Milliye” “Son Şiirleri (1959-1963)”








  • Devlet Garantili Projeler
  • Hukuk ve Yatırım Danışmanlığı
  • Kişiselleştirilmiş Yatırım Çözümleri
  • Satış Sonrası Yüksek Hizmet Kalitesi
  • Yatırımcılara Özel Paket Programlar
  • 3 ay içerisinde Türk Pasaportu
1