İstanbul’un Kendi Başına Küçük Dünyaları; Pasajlar

İstanbul’un Kendi Başına Küçük Dünyaları; Pasajlar

Zamanın en değerli dükkanlarına ev sahipliği yapan, İstanbul’un kültür hayatında sinema ve tiyatro mekanlarına kucak açan, kendi başına küçük dünyalar sunan pasajlar, İstanbul’un tarihinden günümüze miras kalarak şehir hayatında yeni fonksiyonlar üstleniyor.

İstanbul’da pasajlar ilk kez 18.yy’da ortaya çıkarak, sıcak bir çay içip dost sohbetinde bulunmak isteyenlerin özellikle İstiklal Caddesi’nde uğradığı ilk adreslerden biri oluyor. Yüzyıllardır ayakta durmayı başaran İstanbul’un pasajlarının dar kapılarından geçerek, küçük kafe ve dükkanlarında çayımızı içerek, sahafların, müzik mağazalarının, hediyelik eşya satıcılarının ve antika mağazalarının içinde, gençlerin ve turistlerin uğrak mekânı olan pasajların izini sürüyoruz…

Mimari tarzlarıyla ön plana çıkan pasajlar, sadece şehrin alışveriş merkezi sayılmıyor, aynı zamanda entelektüel sohbetlerin yapıldığı, kültür buluşmalarının düzenlendiği pasajlar hakkında Alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı olan Walter Benjamin, kitabında şöyle bahsediyor; “endüstriyel lüksün yeni sayılabilecek bir buluşu olan pasajlar, bina kitlelerinin arasından geçen, üstü camla örtülü, mermer kaplı geçitlerdir; bina sahipleri bu türlü spekülasyonlar konusunda aralarında uzlaşmaya varmışlardır. Işığı yukarıdan alan bu geçitlerin iki yanında en şık dükkanlar yer almaktadır; böylece bu türden bir pasaj, kendi başına bir kent, küçük bir dünya demektir.”

Walter Benjamin tarafından tanımı yapılan bu yerlerin dünyada 18.yy’da giderek yaygınlaşmasıyla bu paydan Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı’ya dönük yüzü olan İstanbul’da payını alır. Bu mimari akımdan etkilenen İstanbul’un özellikle İstiklal Caddesi pasaj cennetine dönüşür.

Hazzopulo Pasajı

İstiklal caddesinde bulunan Hazzopulo pasajı, dönemin La Turquie gazetesinde yer alan manşette, yüksek kira fiyatlarına rağmen dükkanların hepsinin kiralandığı bilgisiyle haber yapılmış bir yer. Açıldığı dönemde Salle Adam mağazasının popülerliğiyle saz dinletilerinin yapıldığı pasaj, geçmişte Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, gazeteci, devlet adamı, ünlü yazar ve şair olan Namık Kemal’in çıkarttığı İbret Gazetesi’ne de ev sahipliği yapıyor. Bu sebeple uzun dönem sakıncalı bir yer olarak anılan Hazzopulo pasajı, bugünlerde edebi söyleşilerin yapıldığı, sağ ve sol taraflarında gümüş aksesuarların, birbirinden renkli taştan tasarımların bulunduğu, masalarında tavla sesleri eşliğinde muhabbetlerin eksik olmadığı bir yer olarak ön plana çıkıyor.

Atlas Pasajı

İstanbul pasajlarının en ünlülerinden biri hiç şüphesiz Atlas pasajı. 1870 yılında temelleri atılarak kış aylarında ev olarak kullanılması için taş ve dökme demirden yaptırılan pasaj, İstanbul kültür hayatının eğlence ve sanat merkezlerinden birine dönüşür. 1948 yılında 1860 kişilik kapasite ve 35 locasıyla, Beyoğlu’nun en büyük sinemalarından biri olan Atlas Sineması’nı ağırlayan pasajda, 1951 yılında Küçük Sahne Tiyatrosu açılır. Şimdilerde ise pasaj girişinde yer alan sanatseverlerin buluşma yerlerinden biri olan Sefahathane’ye ev sahipliği yapıyor.

Halep Pasajı

Halepli tüccarlardan olan M. Hacar tarafından 1885 yılında yaptırılan pasaj, ilk yıllarında hayvan gösterilerine yer veren Pera Sirki’ni ağırlıyor. 1900’lü yılların başında İstiklal caddesinden çıkan yangından tüm pasajlar zarar görürken Halep pasajı da zarar görmüş, sirkin yerine restore edilerek tiyatro binası yapılıyor. Tiyatronun ilk yıllarda ismi ise Fransız Tiyatrosu. 1942 yılından itibaren Ses, Sinema Tiyatrosu olarak anılan binanın girişinde biri Latin harfleriyle diğeri Arap harfleriyle yazılmış “1885 Halep Çarşısı” yazısını hala duruyor.

Rumeli Pasajı

İstiklal caddesinde yer alan pasajların üçü Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit’in mabeyincisi Sarıca Ragıp Paşa tarafından yaptırılıyor. Paşa, İstanbul’a gayrimenkul yatırımı yapmak için Levantenlerin yaşadığı Beyoğlu’na, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarının yer aldığı bölgelere ithaf olarak Rumeli Pasajı, Anadolu Pasajı ve Afrika Pasajı’nı inşa ettiriyor. Bugün Anadolu ve Rumeli pasajları hala kullanılıyor. İtalyan tarzı beş katlı kagir yapı şeklinde tasarlanan Anadolu Pasajı’nın zemininde 17 dükkân, üst katlarında 20 konut yer alırken, pasaj 830 m2’lik bir alanda yer alıyor. Oyuncuların vazgeçilmez yerlerinden biri olan Oyuncular Tiyatro Kahve hâlâ binada. Rumeli Pasajı'nın sonunda ise barların yoğunlukta olduğu Öğüt ve Mayacı sokakları sizi karşılıyor. Rumeli Pasajı’nda, Türkiye Komünist Partisi yer aldığından parti üyelerinin sıklıkla uğradıkları pasaj, mimari düşkünlerinin ve fotoğraf çekmek isteyenlerin de uğrak noktalarından biri oluyor.

Afrika Pasajı

Bu pasaj İstiklal caddesi üzerinde yer almıyor, ara sokaklarda Küçükparmakkapı ile Büyükparmarkkapı arasında köprü görevi üstlenen pasajın restorasyon çalışmaları devam ediyor. Öncesinde konut amaçlı kullanılan pasajda bir zamanlar dönemin pahalı kumaş dükkanlarına ev sahipliği yaptığı biliniyor.

Aznavur Pasajı

Türkiye’de en yüksek rayiç bedeline ulaşan alışveriş dükkanlarının bulunduğu Aznavur Pasajı, 1900’lü yılların başında inşa edilmiş. 1994 yılında aslına sadık kalınarak yeniden restore edilen pasaj, İstiklal Caddesi’nin en gözde pasajlarından biri sayılıyor. Pasajın üst katına çıktığınızda alışverişten yorulmuşsanız oturup dinlenebileceğiniz küçük bir çay bahçesini de barındıran pasaj, geleneksel Türk motifleriyle süslenmiş aksesuarların yoğun olarak turistler tarafından satın alındığı merkezlerden biri.

Çiçek Pasajı

Yapıldığı dönemde Cite de Pera olarak anılan Çiçek Pasajı, İstanbul’da yer alan 18.yy’da kurulmuş pasajlar arasında en çok tanınan ve mimariyle ön plana çıkan pasaj olarak biliniyor. Yangın sonrası restore edilen ve içinde lokantaların olduğu mekân, geçmişte konut alanı olarak kullanılmış. Lokantalar yüzünden gerçek yüzü çok görünmese de 1876 yılında açıldığında zemin katında birbirinden lüks Paris mimarisini yansıtan 20 dükkân bulunuyor, üzerindeki üç katında ise 18 daireye ev sahipliği yapıyordu. İstanbul’da ikamet eden yabancıların konut olarak ilk tercih ettiği mekanlardan biri olan pasaj, Osman İmparatorluğu zamanında en parlak dönemini yaşıyor. Şimdilerde ise her yaştan ve düşünceden insanın gidip eğlendiği yer haline gelen pasaj, herkesi kendine hayran bırakan orta kubbesiyle yeni ziyaretçilerini bekliyor.

Aslıhan Pasajı



İki katlı ve dönemeçli mimarisiyle öne çıkan pasaj, şimdilerde eski kitap kokularının yer aldığı sahaf dükkanları bulunuyor. Edebiyata ilgi duyanların, çizgi romanlardan klasiklere, edebiyat yapıtlarından sanat kitaplarına kadar her türde ve her dilde kitapların, dergilerin bulunduğu pasaj, İstanbul’un kültür noktalarından biri sayılıyor.

İstanbul’da dönemin ruhuna uygun olarak, iki sokağı birbirine bağlayan pasajlar, Türkiye’nin ilk alışveriş merkezlerinden sayılıyor. Bugün bildiğimiz alışveriş merkezlerinden daha sıcak ve samimi olan bu mekanlar, bahsedilenlerle sınır değil. Elhamra Pasajı, Terkos Pasajı, Beyoğlu Pasajı, Suriye Pasajı, Aynalı Pasaj, Tünel Pasajı, Markiz Pasajı, Tokatlıyan Pasajı, Milli Reasürans Pasajı, Akmar Pasajı, Doğubank Pasajı, Bahariye Kafkas Pasajı da bulunuyor. 


  • Devlet Garantili Projeler
  • Hukuk ve Yatırım Danışmanlığı
  • Kişiselleştirilmiş Yatırım Çözümleri
  • Satış Sonrası Yüksek Hizmet Kalitesi
  • Yatırımcılara Özel Paket Programlar
  • 3 ay içerisinde Türk Pasaportu
1