Türkiye’nin Masallar Diyarı Kapadokya

Türkiye’nin Masallar Diyarı Kapadokya

Peribacalarıyla, balon turları ve yeraltı şehirleriyle ünlü, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Türkiye’nin tarihi şehri Nevşehir, Kapadokya bölgesine bu yıl da ziyaretçilerini bekliyor. Özellikle yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği ve son dönemlerde çeşitli dizi ve filmlere de konuk olmuş yer, sizleri tarihte yolculuk yapmaya ikna ederek kendisine çekiyor.

Peribacalarının oluşumu, günümüzden yaklaşık 60 milyon yıl öncesine giden bir hikayeye sahip. O dönemlerde aktif olan volkanik yanardağlar Erciyes ve Hasan Dağı, püskürttükleri lavlarla bölgede farklı katmanlar oluşturuyor. Bu faal dönemde Anadolu’nun iç kesimi de bu lav katmanlarından oluşarak günümüze kadar geliyor. Zamanla sönen volkanların ve iklim değişikliğinin bir sonucu olarak rüzgâr ve su akıntılarıyla beraber farklı sertlikte bulunan tüf tabakalarının erozyona uğraması sonucu bu harika oluşumlar, Kızılırmak nehri ve Melendiz Çayı’nın kollarının da vadileri oyup kayaları parçalaması oluşuyor. Yani doğa kendine kendine bir sanat eseri ortaya çıkararak dünyanın pek çok harikasına ev sahipliği yapan Türkiye’ye bir harika daha ekliyor. Peribacalarını gören ilk insanlar bunların kutsal ve gizemli olduğuna inanarak, hiç görmedikleri bu şekillere “Peribacaları” ismini vermişler.

Nevşehir’in toprak örtüsü incelendiğinde, doğal tüften oluşan kayaların iç yapılarının yumuşak olduğu görülüyor. Bu nedenle şekillenmeleri ve erozyona uğramaları kolay oluyor. Bu yumuşak yapıya sahip olması, insanların burada kayaları oyarak kendilerine evler, ticari yerler, dini yerler yapmalarına da imkan sağlıyor. Bölgeyi gezdiğinizde bir çok yerde kayalardan oyulmuş evleri ve evlerden oluşan kayadan kentleri görüyorsunuz.

Yeraltı Şehirlerinin Kurulması

Anadolu, yüzyıllardır tüm kavimler için bir geçiş coğrafyası olduğu için, güvenlik nedeniyle insanlar yeraltına doğru kayaları oyarak evlerini yapmaya başlıyor. Yerin yedi kat altına inebilmelerinden, bu işte çok iyi bilgileri olduğunu anlıyoruz. Yerin 7 kat altındaki evin havalandırma sistemi, su sistemi, atık tahliyesi gibi birçok yapıyla tasarlanan bu şehirler, eğer yerin altında yaşayanlar izin vermezse yukarıdan girişe kapalı olarak tasarlanmış. Aşağıdan izin verilmedikçe girilemeyecek tarzda tasarlanan yapılar zamanla aşağıya ve yanlara doğru genişlemiş. Kilometrelerce uzayan mağalar ise tehlike anında düşmanın aklını karıştırıyor, dar koridorlar sadece bir insanın geçişine izin verdiği için karşılaşılan bir ordu bile olsa ev sahibi için dar yapısından dolayı kolaylıkla baş edebileceği bir güvenlik sağlıyormuş.

Uzun koridorlardan geçtikten sonra içinde yüzlerce odalar bulunan yapılara ulaşılıyor. Odalara ulaşabilmek için öncelikle çapı 3 metreyi bulan sürgü taşlarının mağara kapılarından sürüklenerek açılması gerekiyor. Bu taşlara dışarıdan müdahale edilmemesi için tasarlanan yapılarda insanlarda yeraltı şehirlerinde uzun zamanlar dışarıdan hiçbir şeye gerek duymadan yaşayabiliyor. Bir yeraltı şehrinde aşağı yukarı şu yapılar bulunuyor: su kuyusu, mutfak odası, havalandırma kanalları, tuvalet, ahır yeri, mutfak kileri, ibadethane.

Madencilik ve Ticaretin Kalbi

Yapılan kazı çalışmalarından arkeologlar tarafından bulunan eşyalar nedeniyle, bölgede madenciliğin çok gelişmiş olduğunu görüyoruz. Milattan önce ticaretin maden demekle eş değer olduğu zamanlarda, 4 bin yıl önce Asurluların burada ticaret örgütlenmesini başlatmışlar. Kayseri Kaniş Kültepe’de yapılan kazılarda ilk ticari tabletin, ticari ilk yazının burada bulunduğunu biliyoruz.

Antik Anadolu coğrafyası bakırın gümüşün ve altının yoğun olduğu zengin bir coğrafyaya ev sahipliği yapıyordu. Tunç madeninin çok az olmasından dolayı silah yapımı yerine ticaret ürünleri konusunda kendini geliştiren dönemin insanları, mallarını ve kendilerini koruyabilmek için yeraltı şehirlerinde yaşamaya muhtaç oldukları da günümüzdeki arkeologlar tarafından söyleniyor. Buradan çıkartılan eserler, Türkiye’deki belirli müzelerde sergileniyor.

Hristiyanların Saklandıkları Yerler

Roma İmparatorluğu’nun Ortadoğu’da egemen olduğu zamanlarda, baskılardan ve zulümlerden kaçan Hristiyanlar, kendilerini korumak ve saklanmak için Soğanlı, Ihlara ve Göreme vadilerine gelmişlerdir. Saklanmak için en uygun yerlerden olan bu vadilerde kayaları oyarak ve bahsedilen yapıda güvenlikli yeraltı şehirleri kuran Hristiyanlar’dan günümüze Kapadokya’yı ziyaret ettiğiniz zaman göreceğiniz kiliseler kalmıştır.

Oyulan kayalardan yapılma kiliselerin duvarlarındaki Hristiyanlık inanışa ait resimler ve motifler adeta sanat eseri gibi günümüze kadar korunarak gelmiştir. Ziyaret ettiğinizde oradaki motiflerdeki ve resimlerdeki insanların gözlerinin oyulmuş olduğunu görebilirsiniz. Bunun sebebi, Hristiyanların bölgeyi terk ettikten sonra kendilerini görmelerini engellemek amacıyla yani dini inanış gereği bu uygulama yapılmış.

Hristiyanlardan Sonra Türkler

11. yy’da Anadolu’nun kapılarını Türklere açan Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türkler bölgede egemen olmaya başlamış, Kapadokya bölgesi Hristiyanlığın merkezi olmaktan çıkarak bir çok dinin ve kültürün bir arada yaşadığı bir merkez haline gelmiştir. Bölgenin tüm Anadolu için bir geçiş noktası olması ve kervan ticaret yolunun üzerine bulunması sebebiyle, Selçuklular buraya yollar yapmışlardır. Bölgeye yapılan kervansarayların birbirleriyle aralarında bir günlük mesafe bulunması bölgede yaşayanların güvenliği için düşünülmüş.

Bugün hala görebileceğiniz Ağzı Karahan Kervansarayı, görkemli yapısı ve ortasında yer alan mescidi ile hala ayakta durabiliyor. Girişinde duran kubbeli mescidiyle Saruhan Kervansarayı’da gene Selçukluların bölgeye hediyesi olan görülmeye değer başka bir kervansaray. Kervansaraylar yöreye ait olan sarı taşlarla yapıldığı için Anadolu’da yer alan diğer kervansaraylardan renk olarak farklılık göstermektedir.

Dünyanın Nadir Oluşumu “Mantar Kaya”

Gülşehir bölgesinde bulunan Mantar Kaya, yapısı ve şekil olarak peribacalarından çok farklı bir oluşum. Turistlerin özellikle ziyaret ettiği bölgelerden olan Mantar Kaya haricinde yabancı turistlerin çok beğendiği Aziz Jean Kilisesi yer alıyor. Bu kilise bölgede bulunan diğer kiliselerden iki katlı olmasıyla ayrılıyor. Kilisenin tavanında yer alan motiflerin günümüze kadar korunarak gelmesi ve kilisenin ilahi okunan bölümünde sesinizin farklı, kilisenin her tarafından eşit duyulacak akustikte yapılmış olması Aziz Jean Kilisesi’nin öne çıka özelliklerinden.

Türkiye ziyaretçileri için Bizans kiliselerinden Osmanlı camilerine, gece kulüplerinden sanat galerilerine, kafelerinden, sahildeki balık restoranlarına kadar pek çok mekânı barındırıyor. Türkiye'den en az 250.000 USD değerinde ev, iş yeri, arazi ve benzeri gayrimenkulleri satın alan herkes bu makalede anlatılan yerleri keşfetme ve Türk vatandaşlığının avantajlarından yararlanma fırsatı yakalıyor. Türkiye’nin gayrimenkul yatırım açısından en değerli, zengin seçeneklere sahip şehirlerinden gayrimenkul satın alarak vatandaş olabilmek için Trem Global’in çok cazip projelerine bakabilir, tüm vatandaşlık süreçleri gibi konularda profesyonel destek alabilirsiniz.


  • Devlet Garantili Projeler
  • Hukuk ve Yatırım Danışmanlığı
  • Kişiselleştirilmiş Yatırım Çözümleri
  • Satış Sonrası Yüksek Hizmet Kalitesi
  • Yatırımcılara Özel Paket Programlar
  • 3 ay içerisinde Türk Pasaportu
1