Geleneksel Türk Gölge Oyunu: Karagöz ile Hacivat

Geleneksel Türk Gölge Oyunu: Karagöz ile Hacivat

Geleneksel Türk gölge oyununun en bilinen iki aktörüdür Karagöz ile Hacivat. Bu eski Türk geleneksel eğlence sanatı, ışıkla aydınlatılmış bir perdenin önünde seyircilerle buluşan iki karakter ve onları destekleyen diğer karakterlerle Türk kültürünün asırlardır biriken en eğlenceli hatıralarını, hayal perdesinin arkasında yer alan kuklaların canlandırılmasıyla seyircilerle buluşuyor. Artık modern zamanlarda onlara her köşe başında rastlamasak da Ramazan ayının gelmesiyle beraber, iftarların ardından daha çok yerel kurumların sahiplenmesiyle yapılan gösteriler, birçok kişinin hatıralarından günümüze uzanıyor.

Gölge oyunları, her kültürün geçmişinde var olan sözlü edebiyatın günümüze birikip akarak toplumsal olayların mizah ve hiciv üzerinden anlatılmasıyla oluşuyor. Birçok ülkede de tanınan Karagöz ve Hacivat, bu tanınmışlığın getirdiği popülarite yüzünden ilk olarak kimler tarafından bulunduğu ve sergilendiği paylaşılamıyor. Karagöz ve Hacivat karakterlerinin ilk olarak Türkler tarafından ortaya çıkarıldığı, günümüzde birçok otorite tarafından kabul ediliyor. Bununla beraber Türk baklavası olayında olduğu gibi, Ege denizinin karşısında Türklere komşu olan ülke Yunanistan, Avrupa Birliği’ne “Karagöz ve Hacivat”ın patentini almak için başvurmuş, Uluslararası Kukla Birliği (UNIMA) ise Karagöz ve Hacivat’ın Yunanlılardan çok daha önce Türkler’de karşılığının bulunduğu belirterek patent başvurusunu reddediyor. Yüzyıllardır birçok coğrafyada da kendine ait kültürlerdeki karşılıklarıyla yaşayagelmiş Hacivat ve Karagöz, Türk kültürünün önemli bir unsuru olarak, uluslararası kuruluşlar tarafında da kabul ediliyor.

Türklere Özgü Gölge Oyunu: Karagöz ve Hacivat

1517 yılında Mısır’ı fetheden 9. Osmanlı padişahı, 88. İslam halifesi ve ilk Türk-İslam halifesi Yavuz Sultan Selim, Memlük Sultanı Tumanbay’ın Nil nehri üzerinde yer alan Roda adasında asılışını, hayal perdesi üzerinde canlandıran gölge oyunu sanatçısını, Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve 89. İslam halifesi ve batıda Muhteşem Süleyman, doğuda ise adaletli yönetimine atfen Kanunî Sultan Süleyman olarak bilinen oğlu Süleyman’ın da görmesi için İstanbul’a davet etmiştir. Bu şekilde ilk defa bereketli Anadolu topraklarında gölge oyunu oynanmaya başlıyor. 95 milyon farklı belge bulunan Osmanlı İmparatorluğu Arşivi'nde gölge oyunun ilk olarak sarayda oynanmaya başladığına dair resmi belge de bunu ispatlıyor. 1582 yılına ait olduğu tespit edilen “Surname-i Humayun” adındaki belgede, padişahların veliahtları olan şehzadelerin özellikle sünnet törenlerinde Karagöz ve Hacivat’ın sahne aldığı anlaşılıyor.

Karagöz ve Hacivat Kimdi?

Bu konuda en güçlü rivayetlerden biri Osmanlı İmparatorluğu zamanında Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi ve Malhun Hatun'un oğlu olan 2. Osmanlı padişahı Orhan Gazi zamanında yaşadıkları hakkındadır. Bursa’da yer alan, Sultan Orhan Camii’nin inşaatında çalışan demir ustası olarak karşımıza çıkan Karagöz mahlasıyla Kambur Bali Çelebi ile duvar ustası olan Hacivat mahlasıyla Halil Hacı İvaz’ın aralarında camii inşaatının yapımında geçen atışmaları ile birbirleriyle sohbetleri halk tarafından büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Osmanlı kentsel planında camiiler şehrin merkezi konumunda planlandığı için halkın ilgisini çeken demir ustası ile duvar ustasının atışmaları, zamanla inşaatta çalışan işçilerinde katılmasıyla farklı bir boyuta taşınıyor. Bu sebeple işlerin aksaması ve inşaatın uzaması neticesinde sorumluluğunun Karagöz ve Hacivat’ta olduğu dönemin padişahı tarafından tespit ettiriliyor ve ikisi de bu sorumluğun yerine getirilmemesinden dolayı idam ediyor. Bu karardan sonraları üzüntü duyan padişaha ise teselliyi veren Şeyh Küşterı oluyor. “Şeyh Küşterı”nin başındaki sarığı çıkararak bir perde haline getirmesi, arkasına bir ışık koyması, ayakkabılarıyla Karagöz ve Hacivat’ın tasvirlerini canlandırmasıyla gölge oyununda ilk olarak bu şekilde yer aldıkları rivayet ediliyor. Karagöz ve Hacivat oyunları günümüze kadar gölge oyunu, karagöz perdesi olan “ayna”, “hayal perdesi” isimleriyle anılmış ilk ortaya çıkaran Şeyh Küşterı olduğu için “Şeyh Küşterı Meydanı” da denmiştir. Geleneksel Türk gölge oyun sanatında bu sebeple Şeyh Küşterı, Karagöz ve Hacivat perdesinin piri olarak kabul edilmektedir.

Zıt İki Karakterin Yüzyıllar Süren Ahengi

Karagöz ile Hacivat birbirine zıt iki karakter olarak karşımıza çıkıyor. Gerek davranışları, gerek düşünceleri, gerekse de konuşmaları bu zıtlığın en belirgin göstergeleri oluyor. Karagöz’ün karakterine baktığımızda doğrucu bir kişiliğe sahip olduğu, sözünü esirgemeyen, cesur ama aynı zamanda da küfürbaz, sinir sahibi ve genelde mutlu, kavgacı, eğitimsiz, evli bir karakter betimlemesiyle karşımıza çıkarken; Hacivat ise yalan söylemekten çekinmeyen, cesur değil korkak, sakin bir ruh haline sahip, insanlara davranışlarında kibar, sinsi, entelektüel, bekar ve genelde mutsuz bir karakterin tasviri karşımıza çıkıyor.

Karagöz’ün halktan bir adam olarak tasvir edilmesi yanında saf tasvirinin de olduğunu görüyoruz. Eğitim görmemiş Karagöz, Hacivat’ın her konuda bilmişliği karşısında, duyduğu ve anladığı her kelimeye farklı bir mana yükleyerek cevap veriyor. Her olayda kendine has bir mana çıkararak olayların ortasında kalan Karagöz, sözünü kimseden esirgemeyen konuşmasıyla zor durumda kalıyor. Buna karşılık hazır cevap özelliği sayesinde olaylardan başına bela almadan sıyrılmayı başarıyor.

İşsiz olarak Bursa sokaklarında gezen Karagöz’e, iş bulan ise Hacivat oluyor. Gölge oyununda oyunların konusuna göre Karagöz’ü farklı tiplerde buluyoruz. Genelde “Bekçi Karagöz”, “Kadı Karagöz”, “Davullu Karagöz”, “Eşek Karagöz”, “Çıplak Karagöz” oluyor. Buna karşılık tam bir düzen insanı olan Hacivat ise daha çok menfaatçi bir görüntü çiziyor. Önce kendi çıkarlarına bakarak tutum ve davranış sergileyen Hacivat, Karagöz ile mukayese edildiğinde daha eğitimli olduğu için Karagöz’e üstten nükteli bir şekilde konuşmalarla cevap veriyor. Cümlelerini genelde halkın anlayamadığı dillerden seçen Hacivat’ın sosyal çevresi de geniş olduğu için Karagöz’e iş bularak onun kazancıyla yaşamını sürdürüyor. Bu sebeple çeşitli oyunlarda Hacivat karakterinin tasvirinin “Keçi Hacivat”, “Çıplak Haciat”, “Kadın Hacivat”, “Kahya Hacivat” kılıklarında olduğunu görüyoruz.

Hayal Perdesindeki Diğer Figürler

Bundan yüzyıllar öncesinde ortaya çıkan, zıt karakterin hikayelerini ve gösterilerini izleyenler eğlenirken, iki zıt karakter üzerinden hayat dersleri alınıyor, nükteli konuşmalarla yaşamın gerçekleri farklı gözlere de sergileniyor. Karagöz ve Hacivat hayal perdesinde Çelebi, Matiz, Tuzsuz Deli Bekir, Tiryaki, Acem, Zenne, Laz, Beberuhi gibi yan karakterle destekleniyor, o dönemin ülke coğrafyasında yer alan halkların üslupları da böylece sahneye taşınıyor.

Hayal Perdesinin ve Figürlerin Yapımı

Deri parçalarının şekillendirilmesiyle başlayan süreç, farklı renkte kök boyalarla derinin boyanmasıyla karakterleri ortaya çıkarıyor. Gölge oyununu gerçekleştiren sanatçıya “hayalci” dendiği için, karakterler hayalinin elinde sesiyle ve yapılan hareketlerle can buluyor. Hayalinin yardımına ise bu sahnede Çırak (yardımcı), Sandıkkar (diğer yardımcı), Yardak (hanende), Dayrezen (Def çalan) ve Hammal (Karagöz zembilini taşıyan) yardımcı oluyor. Geleneksel Türk gölge oyununda “hayalci” olabilmek ise ancak hayalilerin yardımcılarına el vermesiyle gerçekleşiyor. Çünkü alaydan yani işin içinden yetişmiş kişilerin Karagöz ve Hacivat’ın karakterlerine, özelliklerine ve uygun ses ile hareketleri verme yetkinliğine sahip olabileceği düşünülüyor.

Tahta bir tezgahın üzerine gerdirilmiş beyaz bir perdenin arkadan ışıklandırılmasıyla oluşan gölge oyunu sahnesi için Anadolu coğrafyasında bulunan hayvanların derilerinin kullanıldığını görüyoruz. (sığır ya da deve derisi) Çeşitli uzuvlarında delikli olarak yapılan figürlerin üzerindeki deliklere, uygun boyutlarda tahtadan yapılmış çubuklar geçirilerek hareket ettiriliyor. Perdenin hayalinin tarafında kalan bölümünde yani perdenin arkasında “peş tahtası” bulunuyor. Gölge oyununda kullanılan tef, zil, nareke, kamış ve perdeyi aydınlatmak için dönemin ışık aracı olan kandiller ve günümüzde ampuller bu peş tahtasında bulunuyor. Yukarıda ismi sayılan tüm karakterlerin yapıldığı deriler özel bir yöntem vasıtasıyla şeffaf hale getiriliyor ve “Nevregan” adı verilen ucu keskin bıçakla işleniyor. Tüm parçaların birbirlerine “Kişir” veya “Katküt” ismiyle anılan iplerle bağlanmasından sonra karakterler çini mürekkepleri ya da kök boyalarla boyanarak hazır hale getiriliyor.

Eski zamanlarda daha çok yetişkin insanlar için sergilenen bu Türk gölge oyunu, siyasi hicivler içererek dönemin halk nezdinde toplumsal eleştiri kaynaklarından biri olmuş, Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılılaşmanın ilk somut adımlarından sayılan, 3 Kasım 1839'da Sultan Abdülmecid döneminde yayınlanan Tanzimat Fermanı ile birlikte ise sansüre uğramış ve yazılı metinler haline dönüşmesiyle de çocuk oyunu olarak sahnelenip gelenekselleşmiştir.

Hacivat: Yar bana bir eğlence medet!


  • Devlet Garantili Projeler
  • Hukuk ve Yatırım Danışmanlığı
  • Kişiselleştirilmiş Yatırım Çözümleri
  • Satış Sonrası Yüksek Hizmet Kalitesi
  • Yatırımcılara Özel Paket Programlar
  • 3 ay içerisinde Türk Pasaportu
1