Türk El Sanatları ve İstanbul\'un Sanat Dili Ebru

Türk El Sanatları ve İstanbul\'un Sanat Dili Ebru

Türk El Sanatları ve İstanbul'un Sanat Dili Ebru

Her şehrin kendisiyle özleş sanat dalları arasında bir merkezi bulunuyor. Resme baktığımızda aklımıza Paris geliyor, heykelin başkenti ise Roma olarak biliniyor, Viyana ise klasik müziğin şehri olarak karşımıza çıkıyor. Türk el sanatları içinde önemli bir yere sahip Ebru Sanatı’da İstanbul’un kimliğiyle örtüşüyor.

Ebru Sanatı Nedir?

Ebru sanatının ortaya çıkışı bundan yüzyıllarca öncesine, Türklerin anavatanları olan Orta Asya topraklarına dayanıyor. Su üzerine damlayan aşkın ve renklerin sır dolu dansının izlerinin, tarihçiler tarafından tam olarak ne zaman ortaya çıktığı bilinmiyor. Bu konuda ebru tarihçilerinin ortak fikri, bu sanatın Orta Asya’dan doğup günümüze kadar gelişerek geldiği oluyor.

Bugün İstanbul’daki ebru atölyelerine sadece İstanbul’da yaşayanlar değil, Ebru sanatını öğrenmek için Çin’den, Amerika ve Kanada’dan İstanbul’a gelmiş öğrencilerde bulunuyor. Türk el sanatları içinde binlerce hikayesi olan Ebru’yu öğrenmek ve bir sonraki nesillere aktarmak için öğrenen öğrenciler, sıcak ve samimi bir ortamda sanatın inceliklerini öğreniyor.

Ebru Sanatının Türk Kültüründeki Yeri

Kökenleri 11.yy’a kadar uzanan Ebru sanatının önemli örnekleri özellikle Buhara, Semerkant ve Türkistan bölgelerinde biliniyor. İsmini Çağatayca “ebre” kelimesinden alan sanat, İpek yolu aracılığıyla İran’a taşınıyor. Burada ise “abru” adını alıyor. Farsça’da su anlamına gelen “ab” kelimesi ve “yüzey” demek olan “rû” kelimelerinin birleşiminden oluşan “abrû”nun Türkçe anlamı ise “su yüzeyi” olarak geçiyor.

Türklerle İran üzerinden Anadolu’ya taşınan Ebru, burada yöresel değişikliğe uğrayarak Avrupa’ya uzanıyor. Bir İngiliz seyyahın yazdığı “Seyahatname” kitabında yazar Ebru sanatıyla ilgili şunları aktarıyor: “Türklerin pek çok ilginçliklerinin yanında bizlerin bilmediği ilginç bir sanatları da var. Boya, su ve hayvan yağını karıştırıp, onu suyun üzerinde şekiller vererek yüzdürüyor ve kağıda tek dokunuşla sihirli bir şekilde aktarıyorlar. Bu inanılmaz…” Kitapta geçen bu ifadeler, Ebru sanatının Avrupalıların gözünde sihirli bir şey olarak algılandığını ortaya koyuyor.

Tarih boyunca gelişerek nesilden nesle aktarılan Ebru sanatı, sanatın malzemelerinden olan özel bir kağıdın adının bile Türk kağıdı olarak anılmasını sağlıyor. Osmanlı döneminin siyasi krizlerinin olduğu zamanlarda önemi azalan Ebru sanatının Türk kağıdı, zamanla Türk mermer kağıdı, sonra ise mermer kağıdı ve hatta İtalyan kağıdı olarak bilinmeye başlıyor.

Türkiye’den İtalya’ya

İtalya topraklarına Türkler’den geçen bu sanat ile birlikte pek çok İtalyan Ebru sanatçısı ortaya çıkıyor. Öyle ki Londra sokaklarında yer alan Ebru dükkanlarının camına İtalyan kağıdı yazılıyor. Zamanla İtalyan kağıdı olarak bilinen Ebru, orijinal ismiyle Ebru ve Türk kağıdı olarak isimlendiriliyor. Ebru sanatında kullanılan pek çok geleneksel terim bile kavramlara orijinal halleriyle geçiyor.

Ebru Sanatının Sırrı

Ebru yaparken hayvanın safra kesesi kullanılıyor. Safra kesesi ile ebru gibi incelik bir sanatın bir araya gelmesinin mutlaka bir öyküsü olmalı ama kayıtlarda bununla ilgili rivayetlerden başka bir şey bulunmuyor. En bilineni ise Orta Asya’da göçebe bir topluluk olarak yaşayan Türklerin, peyniri mayalamak için hayvanın safra kesesini kullandıkları ve böylece toprağın, suyun ve safra kesesinden salgılanan sıvının bu incelikli sanatın unsurları olarak bir araya geldiği varsayılıyor. Her buluşun onu ortaya çıkaran ilham süreci ve ilhamı yaşatan kaynakları her toplumun farklı olabiliyor.

Ebru sanatıyla uğraşan gençler, çocuklar ve bu işi profesyonel bir şekilde mesleğe dönüştüren ebru ustaları kendi dünyalarındaki renkleri, anlamları, şekilleri suyun yardımıyla kağıtla buluşturuyor. Bu buluşmalarda en ilginç olan şey ise ebru kağıdına asla imza atılmaması oluyor. Ebru ustaları bunu bir esere nokta koymak görüyor ve yolun bu sanatta hiçbir zaman bitmeyeceğini, imza atılmasının aslında manevi olarak sanatkârın benliğini büyüterek sanatına engel olacağı ve manevi tekabülü engelleyeceği oluyor.

Hat Sanatı ve Ebru Sanatı

Ebrunun gelişim yolculuğunda son dönemde özellikle hat sanatının ebru sanatıyla beraber uygulanışı, eserlerin hat sanatıyla beraber yorumlanışıyla yeni bir teknik ortaya çıkıyor. Hat sanatı, Türk-İslam medeniyetinin en önemli el sanatlarından biri olarak biliniyor. Bu yazı sanatı, İslam Peygamberi Muhammed’in ve Allah’ın isimleriyle birlikte, İslam dinini kutsal kitabı kabul edilen Kuran ayetlerinin çeşitli tekniklerle yorumlanması oluyor. Bu sebeple katı kuralların olduğu hat sanatını Ebru sanatında da kullanmak için “akkase” denilen bir teknik Arap zamkı ya da şablonu kullanarak ebru ve hat yazısı birleşiyor. Ebruda hat sanatının kullanılmasıyla beraber hat sanatına olan ilgi de artıyor.

Türkiye’de son dönemlerde Ebru sanatına karşı artan bir ilgi var ama her yüzyılın da sadece bilinen birkaç tane ebru sanatçısı çıkarıyor. Bunlardan en önemlileri; 18.yy’da Hatip Mehmet Efendi, 19.yy’da Aziz Efendi, 20.yy’da Sadık Efendi, İbrahim Ethem, Niyazi Sayım, Necmettin Okyay gibi isimler biliniyor. 20.yy’ın son çeyreğinde sanata artan ilgi gelenekçi yapıya karşı yenilikçi yapının ortaya çıkmasını sağlıyor. Gelenekçi yapıdan gelenler eserlerini yok pahasına satanlar ve bundan ticari kazanç ummayan kesim iken, yenilikçi kesim ise bunun ticari bir ürün olduğunu bilip ona göre öğreniyor, öğretiyor, eserler veriyor, sergiler açıyor.

Türkiye’de pek çok insan kendi topraklarından, medeniyetlerimden süzülmüş, Ebru sanatına sahip çıkıyor. Geleneği de öğrenen yeni ebru sanatçıları ona yenilikler katarak geliştirip yeniden yorumluyor. Böylece sanata farklı anlamların girmesiyle bu yolculuk devam ediyor. Safra kesesinin sıvısıyla toprak boyanın karışıma, gülün dalıyla at kılının fırçada buluşmasına eşlik ediyor ve geleneksel motifleri öğrenen yeni ebru sanatçıları ellerinden geldiğince yeni şeyler deneyerek eserler veriyor. Çünkü sanat da bir nevi bilim gibidir, yenilik kapısı kapatıldığında gelişme göstermez ve her şey birbirine benzeyerek kendini tekrarlamaya devam eder ve ilerlemez.

İşte birbirinden güzel Ebru çeşidi örnekleri:

Battal Ebru

Gel-Git Ebru

Şal Ebru

Serpme Ebru

Bülbül Yuvası

Taraklı Ebru

Zemin Ebrusu

Hafif Ebru

Dalgalı Ebru

Kaplan Gözü Ebrusu

Kumlu Ebru ve Kılçıklı Ebru

Çift Ebru

Hatip Ebru

Çiçekli Ebru

Akkase Ebru



  • Devlet Garantili Projeler
  • Hukuk ve Yatırım Danışmanlığı
  • Kişiselleştirilmiş Yatırım Çözümleri
  • Satış Sonrası Yüksek Hizmet Kalitesi
  • Yatırımcılara Özel Paket Programlar
  • 3 ay içerisinde Türk Pasaportu
1