Türk Müziği, Dans Kültürü ve Gelenekleri

Türk Müziği, Dans Kültürü ve Gelenekleri

Türk Müziği, Dans Kültürü ve Gelenekleri

Türk Müziği

Türkler, geniş bir coğrafyada, çok sayıda devlet kuran bir millet olması nedeniyle, Türk müziği de dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmış durumda. Asya, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın bir bölümünde Türk müziği etkisine rastlamak mümkün. Türkler, göçebe bir toplum yapısına sahip olduklarından dolayı, genelde kolay taşınabilen kemençe, kopuz, saz, davul, tef vb. çalgılar kullanıyorlardı.

Türk halk müziği, halk tarafından kabul edilmiş, halk ezgisi ifadesine bürünmüş, melodik ve kolay anlaşılan bir müzik türü olarak biliniyor. Günlük hayatı yansıtması ve sosyal konuları dile getirmesi ile ünlü. Halk müziğini diğerlerinden ayıran özellik ise anonim olması. Klasik Türk müziği ise, eski müzik geleneklerini devam ettiren, anonim bir karakter taşıyan halk sanat türü olarak biliniyor. Klasik Türk müziği, “Aşıkların, aşiretlerin, köylünün sesidir” deniyor.

Türk Dans Kültürü

Ritmik, gösterişli ve zaman zaman dramatik unsurlar taşıyan Türk halk oyunları, halk danslarıdır. Türkiye’de her bölgenin kültürel yapısına bağlı olarak çeşitli halk oyunları türleri bulunuyor.



Çiftetelli

Yaylı ve nefesli sazlar ile çalınan daha çok kadınlar tarafından oynanan kıvrak bir oyun havası olan dans, klasik Türk dansının orta tabaka şehir halkı arasında oldukça yaygınlaşmış haliyle sergileniyor.

Halk Dansları

Anadolu’da gelişerek bugünlere kadar özelliklerini korumuş oldukları biliniyor.

Zeybek

Daha çok Batı Anadolu’da erkekler tarafından oynanan zeybek, heybetle, erkekçe ve kabadayıca oynanıyor. Ağır ve yer yer sert hareketler bulundurmasıyla danstan çok bir gösteriş olarak da adlandırılıyor. Atatürk’ün en sevdiği dans olduğu bilinen Zeybek Türk halkı için ayrı bir önem taşıyor.

Bar

Davul, zurna eşliğinde el ele tutuşularak topluluk halinde oynanan bir halk dansı olan bar, Doğu Anadolu’da daha yaygın görülüyor.

Halay

Kol kola tutunan kişilerce oynanıyor. Elinde bir mendil tutarak en başta bulunan kişi halayı kontrol ediyor. Dansın müziğinde daha çok davul, zurna ve tef kullanılıyor.

Kaşık Oyunu

Uzun bir çift tahtadan kaşığın avuç içlerinde birbirine vurularak ses çıkartılması eşliğinde dans ediliyor. Orta Anadolu’da sıklıkla görülen dansta kol ve bel hareketlerinin kıvraklığı önemli bulunuyor.

Horon

Doğu Karadeniz’de bir kültür haline gelmiş olan dans, ayak vuruşları, diz kırışları ve kolların havada duruşu ile diğerlerinden farklı ve gittikçe hızlanan bir melodiye sahip.

Hora

Ayak vuruşlarının önemli olduğu dansın, Rumlardan Türklere geçtiği biliniyor.

Folklor

Pek çok kişi tarafından yalnızca bir halk oyunu olarak bilinen folklor, halkın sahip olduğu kültürel mirasın tamamı folklor olarak adlandırılıyor. Kadın ve erkeklerin bir arada, geleneksel giysiler ile el ele tutuşarak oynanan, ayak hareketlerinin çoğunlukta kullanıldığı bir dans türü olarak biliniyor.

Türk Gelenekleri

Gelenek ve adetler, eski zamanlardan beri toplum tarafından kabul görmüş yazısız kurallar olarak biliniyor. Nesilden nesile aktarılan adetler, toplumun özelliklerini yansıtıyor. Daha çok Doğu Anadolu’da yaşatılmaya devam edilen geleneklerden bazıları ülkede hala görülüyor. Türk geleneklerinden bazıları;

1.    Kahve: Günümüzde hala süren en bilindik adeti oluşturuyor. Misafire ikram edilen kahvenin yanında mutlaka su ikram ediliyor. Eskiden, misafir aç ise önce suyu, tok ise önce kahveyi alıyordu. Bugün hala kız isteme ziyaretlerinin bile olmazsa olmazı olan Türk kahvesi, gelin adayı tarafından tüm aileye servis ediliyor.

2.    Kırmızı Kurdele: Uğur ve kısmeti temsil eden kurdeleleri gelinliğin bel kısmında, nişan törenlerindeki yüzüklerde, takılan altınlarda, okumaya başlamış olan çocukların yakasında görmek mümkün.

3.    Nazar Boncuğu: Türk halkı arazında ‘’nazar’’çok yaygınlaşmış bir inanış olarak biliniyor. Bazı insanların bakışlarının, diğerlerine kötü şans ve rahatsızlık verdiğine inanılıyor. Kötü bakışların uğursuzluğundan kaçınmak için nazar boncuğu takılıyor.

4.    Gidenin arkasından dökülen su: Türk halkı için su bereket sayılıyor. Giden kişinin ardından ‘’su gibi çabuk dön, belasız git’’ anlamında su dökülür.

5.    Sünnet Düğünü: Maddi durumu yerinde olan aileler tarafından, sünnet olan çocukları için ‘’sünnet düğünü’’ yapılıyor. Hala uygulamasına devam edilen bir adet olarak Türklerin yaşamlarında yer alıyor.

6.    Asker Uğurlaması: Askere gitmeden önce, gidecek kişi için, aile ve yakın çevre tarafından uğurlama eğlenceleri başlıyor.

7.    Kız isteme: Evlenmeye karar veren çiftlerin aileleri tarafından gerçekleştirilen samimi bir organizasyondur. Erkek tarafının, kız tarafının evine giderek aile büyüklerinden kızın istenmesi şeklinde gerçekleşiyor.

8.    Düğün: Düğün eskiden üç gün sürüyordu. Doğu Anadolu’nun küçük kesimlerinde hala devam eden adet, batıda biraz daha modernleşmiş durumda. Belirlenen günlerde evlenen çift için yapılan kutlamaları ifade eden düğünün masrafları, kızın elbiseleri v.b gereklilikler, erkeğin ailesi tarafından karşılanıyordu.

9.    Tahtaya vurmak: İstenmeyen bir olayın olduğu veya olma durumu duyulduğunda, başlarına gelmesinden korkan kişiler, kötülükten korunmak, kötü ruhların duymasını önlemek amacıyla üç kere tahtaya vuruyorlar.

10. Kurşun dökme: İnsanları, varlıklarıyla rahatsız eden kötü ruhların yarattığı olumsuz etkilerin yok edilmesi için yapılan ritüeldir.

11. Kırk sayısı: Eski Türk inanışına göre, ölümden sonra ruh kırk gün sonra bedeni terk ediyor. Hikâye ve mallarda geçen kırk gün kırk gece düğünler, kırk haramiler, kırk satır gibi olgular, bu sayının önemini belirtiyor. Yalnızca Türklerde görülmediğine dair kanıtlar da bulunuyor. Hıristiyanların kırk gün oruç tutarak paskalyaya hazırlanması, Ayasofya kilisesinin zemin katında kırk adet sütun, kubbesinde de kırk tane pencere olmasının kökeninde aynı inancın olduğu söyleniyor.


  • Devlet Garantili Projeler
  • Hukuk ve Yatırım Danışmanlığı
  • Kişiselleştirilmiş Yatırım Çözümleri
  • Satış Sonrası Yüksek Hizmet Kalitesi
  • Yatırımcılara Özel Paket Programlar
  • 3 ay içerisinde Türk Pasaportu
1