İstanbul’un Kentsel Varlığı Kuzguncuk

İstanbul’un Kentsel Varlığı Kuzguncuk

İstanbul’un Anadolu Yakası’nda, Üsküdar ilçesinde yer alan Kuzguncuk, Boğaziçi’ne açılan bir vadi içinde bulunuyor. Bu küçük köy, şehrin göbeğinde, huzur vadeden, mahalle kültürünün hala yaşamaya devam ettiği, çağımıza en güzel örneği oluşturuyor. Bu güzel semte, kıyı şeridini takip ederek, Nakkaştepe’den ulaşılabiliyor.

İstanbul’un Asya kıtasındaki ilk Musevi yerlerim bölgesi Kuzguncuk’tur. Musevilerin ilk yerlerim tarihi bilinmiyor fakat 17. yüzyılda bu semtin bir Musevi köyü olarak anıldığı söyleniyor. Burası, eskiden Museviler tarafından ‘’kutsal topraklara varmadan önceki son durak’’ olarak görülmüş. Vadedilen topraklara varamayanların buraya gömülmeyi vasiyet ettikleri biliniyor.

İstanbul’un kentsel varlığı Kuzguncuk’ta yüzyıllardır Müslümanlar, Museviler, Ermeniler, Türkler ve Rumlar dostluk içerisinde bir arada yaşıyor. Boğaz kıyısında cami, kilise ve sinagoglar yan yana yükseliyor. Bu semtte ezan sesleri, çan sesleri ve hazan sesinin birbirine karışıyor. Birbirine yakın duran bu kutsal mekanlar, Kuzguncuk’taki huzur ve hoşgörünün bir sembolü olarak görülüyor. Tüm dünyaya dinler arası uzlaşı mesajı veren semtteki en somut örnek; eskiden cami yapılacak bir yer bulunamaması üzerine bir kilisenin bahçesinde cami yapımı için yer açması ve izin vermesidir.

Kuzguncuk’un eski adının ‘’Hrisokeramos’’, yani ‘’Altın Kiremit’’ olduğu biliniyor. Bu ismin 570’li yıllarda II. Iustinos tarafından yaptırılmış olan, çatısı altın yaldızlı kiremitlerle kaplı bir kiliseden dolayı verildiği rivayet ediliyor. Başka bir rivayete göre ise, eski adı ‘’Kosinitza’’ydı ve sonradan bu isim bozularak ‘’Kuzguncuk’’ halini aldı. Diğer bir inanışa göre ise buranın ismi, II. Mehmed zamanında buraya yerleşmiş olan ‘’Kuzgun Baba’’ adındaki bir validen kaynaklanıyor.

İstanbul’un en bakir en gizemli köşelerinden biri olan Kuzguncuk’ta, asırlardır yaşamını sürdüren çınar ağaçları, hanımeli çiçeklerinin kokusunu saldığı sokaklar bulunuyor. Bu sokaklarda dolaşırken, eski İstanbul’un keyfi çıkarılabiliyor.

Kuzguncuk, Üsküdar tepelerinden sahile doğru zarafetle inen, doğal güzelliklerini korumaya devam eden, şirin ve küçük bir semt olarak biliniyor. Gelenleri kendine hayran bırakan huzurlu, sessiz ve sakin bu semte ulaşım da oldukça kolay olarak biliniyor. Adeta İstanbul’un barındırdığı tüm gizem, tek bir semtte bulunabiliyor. Eskiye ait tüm güzelliklerini bir tılsıma sahipmiş gibi korumayı başarabilen İstanbul’un kentsel varlığı Kuzguncuk, yeşille mavinin kucaklaştığı en güzel noktada bir cennet köşesini andırıyor. Kış aylarında muhteşem manzaralar, yaz aylarında ise büyüleyici çiçek kokuları, gelenlere keyifli dakikalar yaşatıyor. 19. yüzyıl İstanbul’unun hoşgörü ortamı ve kozmopolitliği burada hala varlığını sürdürüyor.

Nakkaştepe’deki sokaklardan birinden aşağı doğru gidildiğinde yaşama direnen çok az sayıdaki ahşap evler görülebiliyor. Bu evlerden sonra insanlar tarafından dizayn edilmemiş tamamen doğal oluşumlarla ortaya çıkmış bahçeler ve kıvrılan yeşillikli dar sokaklar gelenleri karşılıyor. Tek katlı evlerin etrafını çevrelemiş olan meyve ağaçları, çiçek ağaçları ve yeşilin bin bir tonunu sergileyen otlar; kedilerin civciv yavrularıyla birlikte yaşadığı bahçeler varlığını sürdürüyor. Ulu çınarların semtin gölgeliğini sağladığı bu bahçelerde çaylarını yudumlayan yaşlı çiftler, ağaçlardan meyve toplayan çocuklar gelenlere samimiyet gösteriyor. İstanbul’un kentsel varlığı Kuzguncuk’un sahil tarafına doğru gidildiğinde ise cumbalı taşlı evler ile rengarenk boyanmış küçük ahşap konaklar boy gösteriyor. Altı kagir, üstü ahşap olan iki üç katlı bu çiçeklerle süslenmiş evlerin önünde insanların tavla oynadığı, sohbet ettiği, yaşlıların ince belli çay bardaklarında sıcacık çaylarını yudumlarken gazete okuduğu küçük kafeteryalar bulunuyor.

Paşalimanı Caddesi’nden karşıya, sahil tarafına geçildiğinde kıyıdaki evlerin selamıyla karşılaşılıyor. Evlerin arasında minik bir meydan olan, denizle neredeyse bir olmuş, yemyeşil ağaçlarla çevrilmiş Çınaraltı bulunuyor. Meydanın yanında bulunan eski fırından süzülen sıcacık simit ve kıpkırmızı çayın kokusu semtteki herkesin aklını başından alıyor.

Semtin en güzel yanlarından biri, minik ve renkli vitrinleriyle gelenleri samimiyetle ağırlayan esnaf dükkanları, bakkal ve manavları olarak görülüyor. Kuzguncuk’ta bu küçük dükkanların önünde oturup sohbet eden güler yüzlü semt sakinleri bulunuyor. Aynı zamanda semtte Türkiye’nin ünlü isimlerinin evleri veya uğrak mekanları da bulunuyor.

İstanbul’un kentsel varlığı Kuzguncuk’ta eski zamanlarda halkı tedavi eden yalnızca bir doktor bulunuyordu. Dr. Ohannes Minasyan, hayatını yıllar önce kaybetmiş olmasına rağmen buralarda hala isminden söz ettiriyor. Eski İstanbul’un izlerine büyük saygı gösteren bu semtin İcadiye Caddesi üzerindeki bir eczanenin vitrininde Minasyan’ın şırıngaları, ilaç kutuları ve tedavilerde kullandığı diğer tıbbi malzemeler hala görülebiliyor.


  • Devlet Garantili Projeler
  • Hukuk ve Yatırım Danışmanlığı
  • Kişiselleştirilmiş Yatırım Çözümleri
  • Satış Sonrası Yüksek Hizmet Kalitesi
  • Yatırımcılara Özel Paket Programlar
  • 3 ay içerisinde Türk Pasaportu
1